27 Aralık 2010

2 Kaotik İyi

Odanın büyük meydanından sağ tarafa doğru döndüğünüzde gördüğünüz pencere kenarı koltuk benim memleketim. Kütlelerin orijini, hareket noktası olan bir tekli koltuk. Etrafımda olan bitenlere sessizce bakıyorum ve yorumluyorum buradan. Aslında sağ tarafıma hiç dönmeden sadece dünyamın sol tarafını yorumluyorum. Gördüğüm şeylerin bir sınırı, deneyimlediğim olayların bir yönü olduğu fikri özgürlüğümü...
Devamını oku...

18 Aralık 2010

4 Sosyal Bilimlerde Bir Anahtar Kavram Olarak Ev

“What you choose to call hell, he calls home”Colonel Trautman by David Morrell, Rambo: First Blood Part IIEv nedir? 4 duvar, bir tavan ve bir kapı. Bu basit üç bileşen ilk başta sınır çizmeye yarar. Çizilen bu sınırla birlikte önce yağmur, kar gibi doğal fenomenlerin, ardından da bizim dışımızdaki sosyal evrenin bize olan etkisi kısıtlanır. Bundan böyle kapıyı çalmadan kimse «bizim» alanımıza giremez....
Devamını oku...

10 Aralık 2010

3 Yeraltından Notlar

“Metro kentin ayrıksı bir parçası, bir yeraltı dünyasıdır.” Kevin Lynch Bir ulaşım aracı olarak metro, kent insanının yalnızlığını gözler önüne seren en önemli temsillerden biridir kanımca. Metronun bu tip bir temsilin aracı olduğuna dair ilk izlenimlerimi kendimi metronun camından “dışarı” bakarken yakaladığım an edindim. Garip olan kendimi yakalamam değil, metroda cam olması ve insanların olmayan...
Devamını oku...

3 Aralık 2010

1 Hilmi Yavuz Hırsız Ev Sahibini Bastırır

İsmet Özel bu lafı bir şair gibi süsleyip söylerken ne kadar haklıymış. Nobel ödüllü yazar Naipaul’un Türkiye’ye gelip gelmemesi tartışılırken kendisini en bir bilirkişi ilan eden felsefeci, yazar, şair, eleştirmen, köşe yazarı ve mikro milliyetçi Hilmi Yavuz öyle bir laf etti ki, hem İsmet Özel’i haklı çıkardı hem de bizleri adının hiç anılmadığı bir alana doğru çekerek gülümsetti.“İçimizdeki Naipaul’lar”İnönü...
Devamını oku...

6 İzdüşümsel Sevişmeler

“Las Maninas”a ilk bakıldığında, algılarda, herhangi bir sergi salonunda rastlayabileceğiniz herhangi bir tabloya verilen tepkiler oluşturur. Sayısız noktayla başlanan sayısız tonun birleştirilmesi-parçalanması sürecinde etkin olan yönlendirici güç, sayısız deneyim ve değme noktalarının biçimlendirdiği bakıştır. Fakat daha dikkatli bakıldığında, odak anına kadarki birleştirme-parçalama sürecinde değişiklik...
Devamını oku...

4 Anatomi

Yanmak istiyorum dedi adamElimde ütü var dedi kadınYanmak istiyorum dedi adamKazağımı yaktım dedi kadın Beni anlamıyorsun dedi kadınBulmaca çözmeyi sevmem dedi adamBeni anlamıyorsun dedi kadınOkunup yazılan metin ol dedi adam Ben neyinim dedi kadınTanımlanmak mı istiyorsun dedi adamOrtada piç gibi kaldım dedi kadınTanımlamak köleleştirmektir dedi adam Yanmak istiyorum dedi adamElimde ütü var dedi...
Devamını oku...

1 Aralık 2010

3 Alternatif Akademik Tez Başlıkları Vol. I

Eskilerden beridir buradaki yazarlarla yaptığımız geyiktir alternatif akademik tez başlıkları. En eski olanlarından birini bugün twitter isimli sosyal paylaşım ağına yazmamla başladı her şey. Adanın yeşilleri arasından Febinga cevap verdi. Bir tez başlığı ben yazdım, bir tez başlığı o yazdı. Şirkettekiler anlamsız sırıtışlarıma anlam veremediler. Aynısı Febinga için de geçerliymiş fakat şunu söyledim...
Devamını oku...

29 Kasım 2010

1 Modern İnsan Evlatlarının Hayat Tarzları Üzerine

Modern İnsan Evlatlarının Hayat Tarzları Üzerine Bir Denemeya daDualist Düşünme Biçimlerine Pantolonun Üstünden Bir Katkı:Sağlıklı Beslenme vs. BeslenmeBeslenme, besinlerin ağızdan oral yolla alınıp makattan anal yolla çıkarılması işleminin başlangıç noktası olarak ansiklopedilerde bulunabilecek, genellikle sağlıkla ilişkili bir kavramdır. Sağlıkla ilişkisi pek de bilinememiş veya itelenememiş olacaktır...
Devamını oku...

27 Kasım 2010

3 Apaçi Olmak!

“Moda ve yaşam olanakları genişledikçe insan kimliğini seçebilir, imal edebilir -ve sonra yeniden imal edebilir.”Douglas KellnerApaçi olmak yeni bir kimlik inşasını işaret ediyor. Kent dokusunun ortasında kent kültürü ve meşruluğundan uzak bir kimlik tercihi, çevresel faktörlerin etkisiyle imal ediliyor, tercih ediliyor ve değişiyor. Apaçilik ise bu sürecin bir ürünü olarak algılarımızdaki yerini...
Devamını oku...

3 Akraba Ziyareti

Söz konusu bayram olunca akla ilk gelenlerden biri de akraba ziyaretidir. İnanılmaz derecede can sıkıcı bir mevzudur akraba ziyaretleri. Ömründe üç beş defa gördüğün insanlara lüzumsuz bir ilgi ve daha da önemlisi saygı duyuyormuş gibi davranmak durumunda kalırsın. Bu tanımsız saçma duruma düşmek insanda tarifi zor bir duygu durumuna yol açabilir. Hele de karşındaki kişiler dumur edici safsatalarla...
Devamını oku...

29 Ekim 2010

3 Asker Sevkiyatı

“Bu vatan bizimdir ferman gerekmez, askerin olduğu yere yabancı giremez.” Asker sözü (Anonim) Birçok kişinin bildiği adıyla Aşti’deyim. İstanbul’a doğru yol alacağım. İnanılmaz bir gürültü ve kalabalığın arasında kendime nefes alacak bir yer bulmaya çalışıyorum. Yanımdaki adam telefonla konuşuyor ve karşısındaki kişiye “asker sevkiyatı” olduğu için otogarın çok kalabalık olduğundan bahsediyor. Sevkiyat:...
Devamını oku...

14 Ekim 2010

7 Apaçi Manifestosu

Bugün bir kültür devrimine tanıklık ediyoruz. Fakat devrimimiz olabildiğince gözden uzak, olabildiğince kendiliğinden, olabildiğince başka fikirlerin ve hiçliğin arkasına iyice saklanmış durumda.Geçtiğimiz on sene boyunca insanlık tarihinin teknolojik ve kültürel mirasını çekici, yaldızlı paketlere, nostaljik anılara, retro tarzlara, sinerjik yaratıcılıklara bulayıp, her bireyin onayını alarak paketledik...
Devamını oku...

26 Temmuz 2010

4 Monşer Deyip Geçme O da Erkek!

Öncelikle haddimi aşan iki konu -dil ve Türkiye’de kadın olmak- üzerine atıp tutacağım için tüm sst takipçilerinden özür dilerim.Erkeklik, bir zihniyet olarak ülkemin her yerini, çatlak bile bırakmayacak şekilde kaplamışken, dili bu zihniyetten mahrum bıraktığını iddia etmek şüphesiz aptallık olur. Türkçe, toplumu gibi eril bir dildir ve her kullanıldığında bu zihniyeti hem meşrulaştırır hem de yeniden...
Devamını oku...

21 Temmuz 2010

0 Ahtapot Paul ve Öngörmenin Dayanılmaz Hafifliği

“İnsanı daha az değil, doğayı daha çok severim.” Lord Byron 2010 Güney Afrika Dünya Kupası hiç kuşku yok ki birçok yönüyle, iyi ya da kötü, hatırlanmaya değer bir organizasyon olarak hafızalarımızdaki yerini aldı. Futbolun kendisinden çok başka sembollerle de anılacak bir kupa olduğu herkesçe aşikâr. Değerli kalem Felix...
Devamını oku...

18 Temmuz 2010

2 Dünya Kupası Notları

Güney Afrika’ya gidip de bu notları aldığım düşünülmesin. Sağolsun trt, felsefi temeller ışığındaki anlatım ve yorumlarıyla evimize kadar getirdi bu heyecanı. Birkaç tanesini kaçırsam da, maçları izlemekten oldukça keyif aldım. Ama anlaşılan yorumcu ve spikerimiz buruk bir heyecan yaşadı. Neticede Türkiye’nin olmadığı bir dünya kupasıydı. Futbolu sadece milli hezeyan olarak düşünenlerin de içinde...
Devamını oku...

15 Temmuz 2010

2 Bir Çocukluk Travması Olarak Beden Eğitimi

‘Görünür olanı’ bir düş yolculuğuna çıkararak, o tüm sıkıcılığından bir nebze olsa arındırıp, eğlendirmek niyetindeyim hep. Tahayyül evrenimde belirenlerin çoğunlukla çocuk zamanlardan kalma hikâyeler olması bu yüzdendir. Zira tam da Max Frisch’in betimlediği anlamıyla Homo Faber ile, yani her şeyi bir amaç doğrultusunda araçsallaştırıp, varolanı tüketip yok etmeye vesile kılacak insan idesi ile...
Devamını oku...
SST Atölye