24 Haziran 2012

4 Rüyada Sosyolog Görmek

Tesadüf eseri rüya tabirleri sitelerinde “Rüyada Sosyolog Görmek” diye bir tabir olduğuyla karşılaştım. İlk başta acayip gelse de, neticede rüya bu, insan her şeyi görebilir ama yine de bunun bir tabirinin olması ilgimi çekmedi değil. 

Anlamı “sosyal işlerle yeteri kadar uğraşmadığınızı, maddi imkânlarınızın da buna uygun olmadığını gösterir” imiş. Ne kadar manidar. 

Peki dedim, sosyoloji tarihinden kim rüyamıza duhul ederse neye yormak lazım gelir diye doğaçlama fikir yürütmeye karar verdim. Böylelikle “Açıklamalı Büyük Sosyolojik Rüya Tabirleri Ansiklopedisi” için de kuramsal temelleri atmış oluruz.

Comte “Yalnızlıktan sıkıldığına, halden anlayacak birilerini aradığına işarettir.”

Yani nerden buldun da gördün Comte’u, rüyanda ne işi var o zaten muamma. İnan sana bir faydası dokunmaz. Öyle bir bedbaht, öyle bir mecnun. Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta demişler.

Marx “Üç vakte kadar hayatında değişimlerin olacağını gösterir.”

Rüyada Marx’ı görünce hemen akla ilk gelebilecek çağrışım ak sakallı dededir sanırım. Saçını okşar, evlat gibi davranırdı sana. Eli leş gibi adi puro kokuyor da olabilir tabi. Varsa bir sıkıntın hiç erinmeden, sıkılmadan yolunu, yordamını anlatır. Ama meseleyi de bir yerde muhakkak sınıf mücadelelerine getirir.  Ne yapar ne eder konu oraya bağlanır. Amma velakin, rüyayı gören bir sermayedar ise aynı muameleyi çekeceğini zannetmem. Yaşar Usta gibi bak beyim diye tirat da atmaz. Musa gibi belirip, elinde kapitalle kul hakkı yemeyecektin diye girişmesi kuvvetle muhtemeldir.

Weber “Maddi konularda dikkatli ve akıllıca davranman gerektiğine alamettir.”

Onda hemen bir sıcaklık yakalamanız pek mümkün değildir. Hırlı mıdır hırsız mıdır vergi memuru mudur diye bakarsınız öyle bir yüzüne. O da sana bakar tip tip. İlk başta iyi bir izlenim yaratmasa da muhabbet koyulaştıkça fark edersin ki anlar seni. Kafana takılan ne varsa sor. Seni her an oyuna da getirebilir. Derken rüyayı fırsat bilip şuracığa da ben kıvrılayım bari diyebilir.

Durkheim “Eğitimle ilgili konularda muvaffak olacağını gösterir.”

Rüyada Durkheim’ı görmek sıkıntılıdır aslında. Bazen Fransız mürebbiyesi kılığında göründüğü de olmuştur. Nereden geldiyse, hiç de çekilmez şimdi dersin.  Yaa bi kere, kalk la kalk yeter uyuduğun demezse ben ne olayım. Durkheim dayı, rüya alemindeyiz azıcık rahat ol desen de, bu rüya bile toplumsal der. Sıkıntı üstüne sıkıntı yaratır. Aksidir, bir şey demeye gelmez.

Simmel “Sosyal işlerle yeteri kadar uğraşmadığınızı, maddi imkânlarınızın da buna uygun olmadığını gösterir” tabiri sanırım rüyada en çok Simmel’i görmeye delalettir. Yedin demi bütün parayı konken partilerinde.

Adorno “Hayatındaki hataları düzeltmekten yorgun düştüğün anlamına gelir.”

Adorno da pek huylandırıcıdır. Kendi rüyalarının bile kaydını tutan bir adam, seninkileri de elaleme afişe edebilir. Walter Benjamin’e bile gına gelmiş, Adorno rüyalarımda bile beni takip ediyor demiş. Ya zaten onu gördüysek artık rüyanın en derin noktasındayızdır. Ondan ötesi Freud, Lacan falan. Bir de sakatlanmış bir yaşamın var der, travmaların der durduk yere moralini de bozar. Hacı yok bi sıkıntım, iyiyim desen de kar etmez. Hacı dediğime bakma, öyle pek senli benli de olmaz.  Belli bir mesafe koyar.


Parsons “Çevrenle olan ilişkilerinde uyum problemlerinin olduğunu, aile içi meselelere ağırlık vermen gerektiğini gösterir.”

Rüyana karışır. Ne işine yarayacak şimdi bu rüya, amerikan rüyası neyine yetmiyor diyebilir. Sevimsizin, suratsızın tekidir. Zaten eksantrik, cümbüşlü rüyalarda ortaya çıkmaz.

Foucault “Ona buna kafayı takıp mapus damlarına düşmeye işarettir”

Foucault aslında güzel insandır da, çevresi onu çok bozdu. Bonzayi ortamlarına çok takıldı. Gelir rüyanda sana gülümser. Sen sanırsın ki ne kadar sevecen bir insan. Oysa onun kafa bi milyon. Ama harbi adamdır, her türlü muhabbete gelir. Rüyanda çok görürsen, hayra alamet de değildir.

Bourdieu “Geçmiş yaşantılarının manevi konumunu etkileyebileceğini gösterir.”

Eğer rüya aleminin bir yerlerinde kaybolduysak Bourdieu bize yardım edebilir. İki şekil çizer, aga bak biz şimdi şuradayız der. Çalışkan çocuktur. Evden işe, işten eve. Efendidir ama damarına basılırsa girişmekten de hiç çekinmez. Öyle bir köy çocuğudur. İmececidir. Bir el atıvereyim der. Eline üç-beş kuruş vereyim gitsin demeyin sakın, gurur yapar. Konuşun onunla. Elemanın sanki hep anlatamadığı bir sıkıntısı okunur yüzünden, içini dökmek ister gibidir.

Giddens “Karşına üç tane yol çıkacak, hangisini seçersen seç dünya küresel dostum.”

Hayırdır, ne iş. Giddens’la muhabbetin nerden. Rüya müya, iş kapısı çıkar belki, kapı kapıyı açar muhabbeti değil mi?  Sistemi kapmışsın. Kariyer konularında başarılı adımlarla ilerliyorsun.

Habermas “İnsanlarla iletişim kurmakta zorluk çektiğini, kendini anlatabilmek için önce senin başkalarını anlamaya çalışman gerektiğini gösterir.”

Aga bi dur ya, tamam kendini durduramıyorsun ama rüyama geldin, konferans vermeye değil. Hemen öyle başlama iletişimsel eylem, kamusal alan, etik, big bang falan filan. -Ha, sen o değildin doğru.- Adam teoriyle doğmuş mübarek. Ben senin, rüyada biranın yanında gelen turşuyu yedikten sonra mayışan halini seviyorum.

Baudrillard “Gerçekleşmesini beklediğin şeyler yüzünden boş umutlara kapılmaman gerektiğini gösterir.”

Rahatsız yatmışsın belli. Üstün açılmış, sivri ısırmış, bir şeyler olmuş. Gördüğün de ne düştür ne de gerçek. Düşselliktir. Astral bir seyahat halindesin… 

4 yorum:

  1. Çok kral olmuş:)) Bir sosyoloji mezunu olarak hem eski günleri andım hem acaip eğlendim.. Ellerinize sağlık..

    YanıtlaSil
  2. Harika bir yazı bu ! :) Aklınıza saglık.

    YanıtlaSil
  3. ben devamlı Dorothy Smith görüyorum. O neye delalet? sadece bir travmanın sonucu olarak da rüyamda duhul ediyor olabilir..

    YanıtlaSil

Anonim kullanıcı olarak göndereceğiniz yorumlarda mail ya da blog adresi gibi iletişim adreslerinizi belirtmeniz önemle rica olunur.

SST Atölye