Hikâyeme aslanağzı içindeki karıncanın varlık nedeniyle başlamak isterdim. Ancak, dilinin ucundaki polenlerle ilgilendiğini pek zannetmiyorum. Bu yüzden de, bir balina içinde oturan huzursuz balıkçı hikâyesiyle dolayımlama yapamayacağım. Hikâyeme kitap sayfaları arasına çiçek koyan insanlarla başlamak niyetindeyim.
Mana dünyamın kavisli yollarında ilk belirişi, dokunduğum her şeyi tanrı ilan ettiğim zamanlarda, kalınca bir ansiklopedi içinde karşılaştığım aslanağzı ile gerçekleşti. Neden kitaplar arasına çiçek konduğu hususunda pek bilgi sahibi değilimdir. Karşılaşmamda bir ayraç niteliği de sezinlememiştim. Ayrıca da, somut olarak tasarlanmış belli bir işlevsellikten öte düşünme taraftarıyımdır. Bu naif eylemin örtük biçimde derinlik katma düşüncesine dayandığına dair şüphelerim var. Zaten, kitap arasına çiçek koyan insanlar sevecen insanlardır. Oradaki varlıkları, ara ara kitabı açıp çiçeğin kurumasını izleme ya da uzunca bir süreden sonra çiçeği kurumuş halde görme isteği, ‘bastırılmış’ arzuların bir yansıması değil, bilakis hayata dair basit izlenimler yoluyla belli bir derinliğe ve iç huzura ulaşma çabasıdır. Huzurlu insanlardır yani, doğadan kesitler sunan takvimler üstüne bir de maarif takvimi -Türkiye gazetesi menşeli olanları makbuldür- asarlar. Düzenli bir biçimde sayfaların koparılması ihmal edilmese de, zamanı içsel bir takipten ziyade iç huzurun tamamlayıcısı olarak görülmelidir. Ancak bunların, daha ayrıntılı çözümleme yapmaya müsait konular olduğunu da kabul etmekteyim. Şimdilik genel çıkarımlarım, aslanağzıların kendiliğindenliğini zoraki bir dışavurumla açığa vurma isteğinin kaynağını keşfetmeye yeterlidir.

“Eğer topraktan en değerli şeylerini kazıp çıkarırsak,
felakete davetiye çıkarırız.
Arınma gününe yaklaşıldığında,
gökyüzünde nakış nakış örülmüş örümcek ağları olacak.
Bir gün, toprakları yakabilecek ve denizleri kaynatabilecek bir kap kül
gökyüzünden aşağı fırlatılabilir.”
(Koyaanisqatsi - Life out of Balance)

“Başka şeylerin uzun varoluşuyla gerçekleştirdiği güzelliği o kısa varoluşuyla gerçekleştirmiştir. Kim diyor bize, meyve üreticisinin yararına bir sonları olmayan çiçeklerin ziyan olduğunu? Hayır, bir şeyleri pencereden atma ayrıcalığı yalnız insana özgüdür.”
(Momentbilder sub specie aeternitatis Philosophische Miniaturen, G. Simmel)
image source:
1- Painting of Antirrhinum by Dr. Enrico Coen http://www.antirrhinum.net
2- on Wikipedia
3- Illustration mit Blütenstand, Aufbau der Blüte, Blättern und Frucht on Wikipedia
image source:
1- Painting of Antirrhinum by Dr. Enrico Coen http://www.antirrhinum.net
2- on Wikipedia
3- Illustration mit Blütenstand, Aufbau der Blüte, Blättern und Frucht on Wikipedia
aslanağızlarından parmak izi alınsa hepsi çocuklara ait çıkar bu konuda katılıyorum. ve kesinlikle onlar vesiledirler. çocukların doğa ve çiçek sevgisini kazanmalarında önemli payları vardır. bir misyonları vardır yani. ağzını açabilen çiçek olmasından kaynaklı bir de hayal gücünü geliştirme yönünde katkısı vardır. aslanağzı çiçeğini bilip de parmağını ona kaptırmadan büyüyen çocuk yoktur neredeyse.. ilk tanışmada ağzı varsa niye konuşmuyor sorusunu sorduran, ardından ya konuşuyorsa ama ben anlamıyorsam dedirten bir çiçektir. bir de hanımeli çiçeğinin, içindeki bal hediyesinden dolayı bir mesajı olduğunu düşünürüm. garip ama ikisi de gelip geçicidir. görevlerini tamamladılar mı unutulurlar. kitap aralarını süsleyenler nedense bunlar aracılığıyla sevilen ya da tanınan diğer çiçekler olurlar.
YanıtlaSilnereden aklınıza geliyor böylesi konular bilmiyorum, ama okumak keyifli oluyor. emeğinize ve aklınıza sağlık..