26 Ağustos 2013

0 Kağıt Uçaktan Kuleye: Burada her şey SEX

Aç kalan kurt sürülerinin köpekleri avlama ve bölgelerine tehdit oluşturan baskın erkek kurtları saf taşı bırakma taktiklerini anlatan belgesellerde avlanma taktiği olarak kullanılan “dişi”yi görebilirsiniz. Dişi kurt sürünün içine çekmek ve etkisiz hale getirmek istediği erile karşı, eril de çiftleşme isteği uyandıracak ve onu takip etmesini sağlayacak kur yapma taktiklerini kullanarak erili sürünün pençelerinden kaçamayacağı yere kadar çekerek avına tuzak kurar. Doğadaki Femme Fatale’dir  bu, başka bir ifade ile ilişkiye girdiği erkeklere sonunda büyük sıkıntılar yaşatan çekici ve baştan çıkarıcı kadın.  Fakat Femme Fatale senaristlerinin pek aklına gelmeyen bir durumda vardır dişi kurdun konumunda; dişi,  tuzağa çekmeye çalıştığı kurdun karşısında kendini av olarak gösteren avcı konumundadır ve aynı zamanda  sürünün içindeki diğer erillerin gözünde eriller arasındaki mücadelenin ödülü, en güçlü erilin sahiplendiği av’dır. Dişinin oynadığı görünüşte av- gerçekte avcı oyunu ile av konumu ;   avına karşı oynadığı “sex   oyunu”  ve gerçek amacı olan  “hayatta kalma” arasındaki duruma pareleldir. Dişi kurt sex oyunu ile hayatta kalma stratejisinin cisimleşmiş halidir. 

Avcılar arasındaki “hayatta kalma ve acıdan kaçma” düşüncesi, aydınlanma ile birlikte hayatımıza sokulan bir çözümleme perspektifidir. Perspektife sinmiş pekte elle tutulamayan insan doğası  tasavvuru aynı anda gizil bir mekan tasavvurunu da öne sürer; mekandaki temel argüman kıt kaynaklara sahip olunduğudur. Doğa kıt kaynaklar etrafında sürdürülen mücadelenin alanıdır ve insan bu mücadele içerisinde “savaş-dayanışma”, “yan yana olma- karşı karşıya olma”  durumlarının içerisinde  hayatta kalma mücadelesi veren bir varlıktır.  Yan yana durma-dayanışma  durumunda bile yan yanalıklar arasında da sürekli değişen  savaş-ittifak  vardır. Bu açıdan yaşam bir anda acıdan kaçtığımız sonsuz stratejiler adasına dönüşür.

Stratejiler adasındaki insanla belgeseldeki dişi kurt kurgudan ibarettir. Kameranın çekim açısıyla hapsedilen an’ların üst üste binmesi ve daha sonra düzenlenmesi alttan gelen seslerin yönlendirmesiyle erkek kurtla onu tuzağa çeken dişi kurt arasında diyalog sadece zihnimizde biçimlendirilen taşıyıcısı ve aynı anda değiştiricisi olduğumuz toplumun anlatımı olarak bize dönmektedir. Erilin dişinin kokusuna tepki verdiği ve kızıştığı ve kızışmakla birlikte çevresindeki tehlikelerin farkına varamayacak duruma geldiği düşüncesi kurtlar arasındaki avlanma taktiğinden ziyade erilin hakimiyetindeki toplumdaki kadının konumuna dair varsayımımızdır. Doğanın bu çözümlemesiyle birlikte görünür olan ”hayatta kalma” -“sex” birlikteliği,  insan yaşamına dair her an pazarlanan  “puan ekleme”, “bedeni ele geçirme” ,“iz bırakma” ,“güç mücadelesinin de bir adım önde olma”  amaçlarının doğa üzerinden meşrulaştırılmasıdır. Tam da bu nedenle doğa çözümlenen ve anlatılan nesneler diyarı değil meşrulaştırma alanıdır.  

Tanzimatla birlikte Osmanlı yazımında “burada bir köy varmış köyde de çeşme” şeklinde yerelleşme politikalarının yansımalarına rastlanır. Bakışı başkent ve sarayın büyüsünden sıyırıp başkenti kurtarmak için yeni bakışlar gerektiğini varsayan zihnin yazımındaki  değişimidir bu. Bakış değişimin de köyün ve çeşmenin  varlığının bir önemi yoktur, korkulan  başkent yanarsa -köye ve çeşmeye alevler dokunmasa da-  hokka tutan elinde  yanacak olmasıdır. Bakışın değişimine, tutarlı olup olmadığına ya da değişimin işe yarayıp yaramadığına dair bir çok tartışma yapılabilir fakat bu bakışın günümüzdeki  izdüşümünün peşine düşebiliriz. Antik bir metin arayışın ilk durağını oluşturabilir.

Polyneikes=En kötüsü nedir bilir misin? Özgürce konuşma hakkından mahrumdur insan.

İokaste=İnsanın zihninden geçenleri söylemekten men edilmesi... Bu bir kölenin yaşamına benziyor.

Polyneikes=İnsan yönetenlerin aptallığına dayanmak zorunda kalıyor. “(Fenikeli Kadınlar)

Konuşma özgürlüğü ve kölelik arasında ki ilişkinin temel metinlerinden biri olan Fenikeli Kadınlar’ın tartışmasında eksik kalan bir nokta vardır;  o da konuşma özgürlüğü ile dinleyiciler arasında ki diyalogdur. Eğer dinleyiciler varsa konuşma bir etkiye sahiptir ve diğerini etkileyebilmek kölelikten sıyrılmaktır. Dinleyicilerin olmadığı iki durum vardır ya etrafınızda insan yoktur yani kendini kendinize konuşuyorsunuzdur ya da herkes konuşuyordur ve tüm sesler tüm sesleri bastırıyordur. Herkesin konuştuğu dinleyicinin olmadığı yerde söz anlamsızdır ve sosyal medyanın kullanımı tam da bu noktayı işaret eder , artık herkesin konuştuğu ve yazdığı bir ortamda okuyucunun ve yazarın ölümü olmasa da değişimi ilan edilebilir.

Bu noktaya nasıl gelinmiştir, burada biraz geriye gidersek,  siyasal düşünceler tarihine dair herhangi bir kitabı aldığınızda Ansiklopedi tasarısına ayrı bir yer verildiğini görürsünüz. Büyük bir devrimin içinde atılan bombalardır ansiklopedinin maddeleri, maddelerin imalatçıları ise dönemin filozofları. İki yüzyıl sonra ise başka bir tasarı ise ansiklopedi ile şekillenen yaşama sessiz sedasız başka bir savaş açtı. Ansiklopediden farkı;  bomba imalatçılarının savaşmak gibi bir niyeti olmayıp sadece bomba atmalarıydı. Sözlük tasarısıydı bu, ekşi sözlük, inci sözlük gibi örneklerini gördüğümüz ve herkesin her konu hakkında yazabildiği sözlükler.

Maddeleri bilim kurulları  tarafından gözden geçirilmemiş, paradigmaların uzağında tüm paradigmalarla dalgasını geçen bir tasarı. “Bunun anlamı budur”  diyen iktidara karşı sözlükler “hadi lan sende”ciliktir bir nevi. Sözlükler ile birlikte dokunulmaz, ulaşılmaz varsayılan medyanın ürünü olan yazar tayfası, popüler kültür ürünleri, akademinin şövalyeleri;  yani söz söyleme yeterliliğini ve söz söyleme hakkını kendinde görenler hem dokunulabilir hem de dalga geçilebilir bir hale geldi. Ansiklopedi tasarısının bu öngörülemeyen fillerinin kulelerinin inşasında fil dişinden çalındığını anlattı sözlüklerin maddeleri. 

Aynı anda kanaat önderleri , kendine dair her eleştiriyi dinsel savaş olarak ele alan kedi canı seviciler. Yüz binlerin oyuyla belediye başkanı olan fıskiyeciler bir anda en hafif tabirle “geyik” malzemesi oldular ve çizilen karizmaların eşliğinde kendilerini sinir bozucu savaşın içerisinde buldular. 

Medyanın belirlediği gündeme inat sözlük kullanıcıları kendi gündemlerini belirledi. Bu gündem çorabı kaçan liselinin erkeklerin fantezi dünyasına etkilerinden gündelik bir olayın ekonomi-politik çözümlemelerine kadar oldukça geniş bir yelpazede gerçekleşti. Daha öncesinde forumlarla başlayan, sözlüklerle güçlenen herkesin her konu hakkında konuşması ve konuşma yeterliliğini ve hakkında kendinde görenlerin yaşadığı depremler  facebook ve tweeter ile devam etti. 

Gezi eylemlerinde duvar yazılarında kullanılan dili, göndermeleri, anlamlarını fildişi kulenin fillerin okuma alanından uzak kalmasının sebebini  ve Tanzimat yazınındaki “burada köy varmış”ın yerine “burada sosyal medya varmış”- “köyde de çeşme varmış”’ın yerine “ başka bir dil varmış” ın geçmesini  ansiklopedi ile sözlük arasında ki görülmeyen savaştaki ansiklopedinin şaşkınlığı olarak okunabilir. 

Herhangi bir olayı anlamak için kitapları karıştıranların geziyle birlikte göndermeleri, anlamları anlayabilmek için sözlük sayfalarını karıştırır haline gelmesi , olaylar başladıktan sonra pata küte açılan sosyal medya hesapları, gazete yazarlarının gün içerisinde sosyal medya hesapların gazetede yazdıklarından daha fazla cümle kurmaları ve köyün kurallarına uyum sağlarkenki şaşkın tavırları gülümsetirken  bir yandan da eril’e kur yapmaya çalışan dişi kurdun amacını mı taşımaktadır sorusunu sordurmaktadır. 

Aynı soru elinde anket kağıtları ile geziyi anlamaya giden araştırma şirketleri, veriler üzerinden ölümünü ilan eden sosyologların  durumu içinde sorulabilir. Fakat bir yandan da unutulmamalıdır ki anlamak, hakkında söz söylemek, müdahil olmak, açıklayan olmak durumları arasında geçişlerin içinde olan dişi içine girdiği ve  laboratuvar sandığı Gezinin  tam da ortasında onu oraya yönlendiren tarafından av durumundadır.

Sosyolog’un buradaki hem avcı hem de av konumu; Gezi parkında  “ burada bu varmış”  sevinci ve bunu “görev bilinciyle” dile getirmesi ; “burada her şey SEX” ile “hayatta kalma” ile paralel okunabilir. Amaç Gezi’yi çözümlemekten fazla “puan ekleme”, “bedeni ele geçirme” ,“iz bırakma” ,“güç mücadelesinde bir adım önde olma” olarak okunabilir ve bu hayatta kalma refleksi stratejiler adasının daha da doğallaştırılmasından öteye gidememektedir ve hayatta kalma zaten hiç olmamaya dönüşmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anonim kullanıcı olarak göndereceğiniz yorumlarda mail ya da blog adresi gibi iletişim adreslerinizi belirtmeniz önemle rica olunur.

SST Atölye