
Kilise sokağından evime doğru ilerlerken bir travestinin “Aynur seninkisi geliyor” sözüyle irkildim. Aynur’u ilk o zaman fark ettim, kim bilir burada kaç defa yanından geçmiştim, kim bilir kaç defa yok gibi davranmıştım. O an ise “yok” bir anda bir travestinin sesiyle “var” olmuştu, o artık yok değildi etten kemikten canlıydı, kendi kişisel tarihi olan, kendi kişisel tarihini anlamlandırmaya çalışan.
Lafı...